Varlık Barışı Vergi Affı mı? 2026 Düzenlemesinin Gerçek Etkisi

You are here:
2026 Varlık Barışı düzenlemesinin vergi affı niteliği, vergi oranları ve inceleme güvencesi

Yayınlanma tarihi: · Son güncellenme tarihi:

2026 yılında yürürlüğe giren Varlık Barışı düzenlemesi, yurt dışındaki varlıkların Türkiye’ye getirilmesini ve Türkiye’de bulunduğu hâlde kanuni defterlerde yer almayan belirli varlıkların kayda alınmasını sağlıyor. Ancak düzenlemenin asıl dikkat çekici yönü yalnızca varlık bildirimi yapılabilmesi değildir. Kanundaki şartlar yerine getirildiğinde, bildirilen varlıklarla bağlantılı geçmiş dönem matrah farkları için vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmıyor. Bu nedenle 2026 Varlık Barışını, mevcut vergi borçlarını silen genel bir af değil; geçmişte vergilendirilmemiş belirli kazançlar bakımından sınırlı ve şarta bağlı bir vergi affı olarak tanımlayabiliriz.

Kısa Özet

Varlık Barışı gerçekten vergi affı mı?

Evet. 2026 Varlık Barışı, klasik anlamda bütün vergi borçlarını silen genel bir af değildir; fakat şartları yerine getirilen bildirimlerde, bildirilen varlıkla bağlantılı geçmiş dönem matrah farkları üzerinden vergi ve ceza alınmasını engellediği için vergisel sonucu itibarıyla sınırlı bir vergi affıdır.

  • Yasal dayanak, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun Geçici 19. maddesidir.
  • Bildirim için son tarih, mevcut düzenlemeye göre 31 Temmuz 2027’dir.
  • Genel vergi oranı yüzde 5’tir; belirli yatırım taahhütleriyle oran yüzde 0’a kadar düşer.
  • Bildirilen varlıkla bağlantısı kurulan matrah farkı için gelir veya kurumlar vergisi ile KDV tarhiyatı yapılmaz.
  • Koruma, mükellefin bütün vergi geçmişini değil, bildirilen varlıkla bağlantılı tutarı kapsar.
  • İnceleme başladıktan veya takdir komisyonuna sevk gerçekleştikten sonra yapılan bildirim, bulunan matrah farkını korumaz.

Yasal çerçeve

2026 Varlık Barışı nedir?

2026 Varlık Barışı; yurt dışında bulunan belirli varlıkların Türkiye’ye getirilmesini, Türkiye’de bulunduğu hâlde kanuni defter kayıtlarında yer almayan belirli varlıkların bildirilmesini ve bu varlıkların kayıt altına alınmasını sağlayan geçici bir düzenlemedir.

Düzenleme, 21 Mayıs 2026 tarihinde kabul edilen 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesiyle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 19. maddeye dayanmaktadır. Kanun, 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1) ile açıklanmıştır. Tebliğ, 4 Temmuz 2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Düzenleme yalnızca varlıkların ekonomiye kazandırılmasını amaçlamıyor. Aynı zamanda bildirilen varlıkla bağlantılı geçmiş dönem vergi risklerini de ortadan kaldırıyor. Varlık Barışının vergi affı niteliği, tam olarak bu inceleme ve tarhiyat korumasından kaynaklanıyor.

Mevcut düzenlemeye göre kapsama giren varlıklar, 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilebilir.

Lilyum değerlendirmesi

Varlık Barışı neden vergi affıdır?

2026 Varlık Barışı, kesinleşmiş ve hâlihazırda tahakkuk etmiş vergi borçlarını silen klasik bir vergi affı değildir. Ancak bu ayrım, düzenlemenin vergi affı niteliği taşımadığı anlamına gelmez.

Kanundaki şartlar yerine getirildiğinde, bildirilen varlıklara isabet eden tutarlar için vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Mükellef başka bir nedenle incelemeye alınsa ve geçmiş dönemlere ilişkin matrah farkı bulunsa dahi, bulunan farkın bildirilen varlıktan kaynaklandığı tespit edilirse bu tutar üzerinden gelir veya kurumlar vergisi ile KDV tarh edilmez.

Başka bir ifadeyle, geçmişte beyan dışı bırakılan bir kazancın karşılığı olan para veya döviz Varlık Barışı kapsamında bildirildiğinde ve gerekli bağlantı kurulduğunda, geçmiş kazanç üzerinden zamanında alınmamış vergiler sonradan da alınmaz. Vergi aslına bağlı vergi ziyaı cezası ve gecikme yükü de doğmaz.

Bu sonuç, teknik ve ekonomik anlamda bir vergi affıdır. Affın sınırı, bildirilen varlığın tutarı ve bu varlıkla ilişkilendirilebilen matrah farkıdır. Dolayısıyla düzenlemeyi en doğru şekilde şöyle tanımlayabiliriz:

Hangi varlıklar bildirilebilir?

Varlık Barışı her türlü malvarlığı unsurunu kapsamıyor. Bildirime konu edilebilecek varlıklar Kanun’da sınırlı olarak sayılıyor.

Yurt dışında bulunan varlıklar

  • Türk lirası veya yabancı para cinsinden para,
  • altın,
  • döviz,
  • pay senetleri ve benzeri menkul kıymetler,
  • tahvil, bono ve eurobond gibi borçlanma araçları,
  • yatırım fonu katılma payları,
  • vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri gibi diğer sermaye piyasası araçları.

Türkiye’de bulunan varlıklar

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine ait olup Türkiye’de bulunan fakat kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları da bildirilebilir.

Gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişiler de Türkiye’de bulunan kapsamdaki varlıkları bildirerek düzenlemeden yararlanabilir.

Taşınmazlar, makineler, taşıtlar, ticari mallar ve alacaklar 2026 düzenlemesinde bildirilebilecek varlıklar arasında sayılmamıştır. Bu nedenle önceki Varlık Barışı uygulamalarının kapsamı yeni düzenlemeye doğrudan taşınmamalıdır.

Varlık Barışından kimler yararlanabilir?

Yurt dışındaki varlıklar bakımından gerçek ve tüzel kişiler düzenlemeden yararlanabilir. Bildirim, varlık sahibi tarafından yapılabileceği gibi yetkili vekil veya kanuni temsilci aracılığıyla da gerçekleştirilebilir.

Türkiye’deki kayıt dışı varlıklar bakımından gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri kapsama girer. Gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişiler ile mükellefiyetiyle ilişkilendirmeden bildirim yapmak isteyen ve defter tutma zorunluluğu bulunmayan gelir vergisi mükellefleri de şartları sağlamaları hâlinde düzenlemeden yararlanabilir.

Şahıs şirketleri ve adi ortaklıklar adına bildirim yapılması da mümkündür. Tebliğe göre bu durumda şahıs şirketi veya adi ortaklık KDV; ortaklar ise gelir veya kurumlar vergisi yönünden, bildirilen varlıkla sınırlı inceleme ve tarhiyat korumasından yararlanır.

Bildirim nereye ve nasıl yapılır?

Yurt dışındaki ve yurt içindeki kapsama giren varlıklar, Tebliğ ekindeki bildirim formuyla bankalara; menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları bakımından ise bankalara veya aracı kurumlara bildirilir. Bildirim sahibinin ayrıca vergi dairesine beyanname vermesi gerekmez.

Yurt dışındaki varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kuruma yatırılması ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılan bir hesaba transfer edilmesi gerekir.

Türkiye’de bulunmakla birlikte hâlihazırda banka veya aracı kurumda bulunmayan varlıkların ise bildirim tarihinde ilgili hesaplara yatırılması ve bu durumun belgelerle kanıtlanması zorunludur.

Banka veya aracı kurum, bildirilen varlık üzerinden hesaplanan vergiyi bildirim sahibinden peşin olarak tahsil eder. Tahsil edilen vergi, banka veya aracı kurum tarafından vergi sorumlusu sıfatıyla beyan edilerek vergi dairesine ödenir.

Varlık Barışı vergi oranları nelerdir?

Taahhüt verilmeyen bildirimlerde genel vergi oranı, bildirilen varlığın değeri üzerinden yüzde 5’tir. Bildirilen varlıkların belirli yatırım araçlarında tutulması taahhüt edilirse vergi oranı, taahhüt süresine göre yüzde 0’a kadar düşer.

Taahhüt süresi 2026 yılında uygulanacak oran
Taahhüt verilmemesi %5
En az 1 yıl %4
En az 2 yıl %3
En az 3 yıl %2
En az 4 yıl %1
En az 5 yıl %0

İndirimli oran; bildirilen varlıkların vadeli hesaplarda, 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında tutulmasının taahhüt edilmesi hâlinde uygulanır.

İndirimli orandan yararlanmak isteyenlerin, Tebliğ ekindeki taahhütnameyi bildirim sırasında banka veya aracı kuruma vermeleri gerekir. Bildirilen varlıklar, yurt dışındaki varlıkların Türkiye’ye transfer edildiği veya yatırıldığı; yurt içindeki varlıkların ise bildirildiği tarihten itibaren on gün içinde taahhüt edilen yatırım aracına dönüştürülmelidir.

1 Ocak 2027 ile 31 Temmuz 2027 tarihleri arasında yapılacak bildirimlerde bütün oranlara yarım puan eklenir. Bildirim süresinin Cumhurbaşkanı tarafından uzatılması hâlinde, uzatılan dönemde yapılacak bildirimlerde oranlar toplam bir puan artırımlı uygulanır.

Düzenlemenin temel sonucu

Vergi incelemesi ve tarhiyat güvencesi nasıl uygulanır?

Kanun ve Tebliğ uyarınca, şartlarına uygun biçimde bildirilen varlıklara isabet eden tutarlar hakkında vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Bu koruma, bildirilen varlıkla bağlantılı geçmiş dönem gelir veya kurumlar vergisi ile KDV matrah farklarını kapsar.

Bildirim yapan mükellef başka bir nedenle vergi incelemesine alınabilir. Ancak inceleme sonucunda bulunan matrah farkının bildirilen varlıktan kaynaklandığı tespit edilirse şu kurallar uygulanır:

  • Matrah farkı bildirilen varlık tutarına eşit veya bu tutardan düşükse, farkın tamamı için gelir veya kurumlar vergisi ile KDV tarhiyatı yapılmaz.
  • Matrah farkı bildirilen varlık tutarını aşıyorsa, bildirilen varlıkla bağlantılı bölüm korunur; kalan fark üzerinden tarhiyat yapılır.
  • Hatalı amortisman, kanunen kabul edilmeyen gider, yanlış indirim veya hatalı istisna uygulaması gibi bildirilen varlıktan kaynaklanmayan farklar koruma kapsamına girmez.

Buradaki temel ölçüt, bildirilen varlık ile incelemede bulunan matrah farkı arasındaki bağlantıdır. Bu bağlantı kurulduğunda tarhiyat yapılmaması idarenin takdirine bırakılmış bir kolaylık değil, Kanun’un sağladığı bir haktır.

Tebliğdeki kayıt dışı satış örneği neden önemlidir?

Tebliğ’in 12. maddesindeki Örnek 6, Varlık Barışının gerçek vergisel etkisini açık biçimde gösteriyor. Örnekte bir şirket, Türkiye’de bulunduğu hâlde defterlerinde yer almayan 10 milyon TL tutarındaki varlığı için bildirimde bulunuyor. Şirket daha sonra 2024 hesap dönemi yönünden vergi incelemesine alınıyor ve 5 milyon TL kayıt dışı satışa ilişkin matrah farkı tespit ediliyor.

Şirket, bulunan matrah farkının Varlık Barışı kapsamında bildirdiği varlıktan kaynaklandığını açıklıyor. İnceleme elemanı bu bağlantıyı doğruladığında şirket hakkında tarhiyat yapılmıyor.

Bu örneğin anlamı açıktır: Varlık Barışı yalnızca bilançoda görünmeyen paranın muhasebe kayıtlarına alınmasını sağlamıyor. Bildirilen paranın kaynağı geçmişte beyan edilmemiş bir satışsa ve bu bağlantı inceleme sırasında doğrulanırsa, söz konusu satıştan doğan kurumlar vergisi ve KDV de tarh edilmiyor.

Dolayısıyla kayıt dışı bir satıştan doğan varlığın düşük oranlı veya yüzde 0 oranlı bildirimle kayda alınması ve geçmiş vergi yükünün ortadan kaldırılması mümkündür. Bu sonuç, düzenlemenin şarta bağlı vergi affı olduğunu gösteren en güçlü örnektir.

Vergi incelemesi başladıktan sonra bildirim yapılabilir mi?

Vergi incelemesine başlanmasından veya takdir komisyonuna sevk işleminin gerçekleştirilmesinden sonra yapılan bildirim, devam eden inceleme veya takdir sonucunda bulunan matrah farklarına karşı koruma sağlamaz.

Buna karşılık olay vergi dairesinin veya incelemeye yetkili kişilerin bilgisine girmiş olsa bile henüz vergi incelemesine başlanmamış ve takdir komisyonuna sevk yapılmamışsa, süresinde bildirim yapılarak Varlık Barışı hükümlerinden yararlanılır.

Bu hüküm son derece önemlidir. Vergi idaresinin olaydan haberdar olması tek başına Varlık Barışı hakkını ortadan kaldırmaz. Korumanın sona erdiği esas aşama, vergi incelemesine başlanması veya takdir komisyonuna sevk işlemidir.

Bu nedenle bir ihbar, bilgi talebi, banka hareketi veya idari tespit bulunduğunda, bildirimden önce mükellefin inceleme ve takdire sevk durumu gecikmeden kontrol edilmelidir.

Muhasebe kaydı ve özel fon hesabı nasıl olmalıdır?

Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler, bildirdikleri varlıkları kanuni defterlerine kaydetmek zorundadır. Şirket adına bildirilen varlıkların ilgili şirketin defterlerine alınması gerekir.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bildirilen ve deftere kaydedilen kıymetler için pasifte özel bir fon hesabı açar. Bu hesap sermayenin bir unsuru sayılır; bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemez ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz.

İşletme hesabı esasına göre veya serbest meslek kazanç defteri tutan mükellefler ise bildirilen kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterir.

Bildirilen varlıklar dönem kazancına dâhil edilmeden işletmeye alınır. Bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçtikten sonra da vergiye tabi kazanca ve kurumlarda dağıtılabilir kazanca dâhil edilmeden işletmeden çekilir.

Bu hüküm, geçmişte işletme kayıtlarında yer almayan bir varlığın önce vergisiz biçimde öz kaynaklara alınmasını, iki yıl sonra da gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulmadan işletmeden çıkarılmasını sağlar. Düzenlemenin vergisel avantajı yalnız inceleme korumasıyla sınırlı değildir; işletmeye alma ve işletmeden çekme aşamalarını da kapsar.

Bildirilen varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar gider veya indirim olarak kabul edilmez. Buna karşılık bu varlıkların elde tutulmasından veya elden çıkarılmasından doğan kazanç ve iratlar genel hükümlere göre vergilendirilir.

İnceleme ve tarhiyat koruması hangi durumlarda kaybedilir?

Varlık Barışının sağladığı vergi affı, bildirimin yapılmasıyla koşulsuz biçimde kazanılmaz. Kanun ve Tebliğ’deki şartlardan birinin ihlal edilmesi, inceleme ve tarhiyat korumasının kaybedilmesine yol açar.

Korumanın kaybedildiği başlıca durumlar

  • Yurt dışındaki varlığın iki aylık süre içinde Türkiye’ye getirilmemesi veya ilgili hesaba transfer edilmemesi,
  • hesaplanan verginin süresinde ödenmemesi,
  • bildirilen varlığın kanuni defterlere kaydedilmemesi,
  • özel fon hesabının açılmaması veya usulüne uygun izlenmemesi,
  • varlığın veya özel fonun iki yıl dolmadan işletmeden çekilmesi,
  • fon hesabının iki yıl içinde sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılması,
  • indirimli vergi oranı için verilen yatırım taahhüdünün ihlal edilmesi,
  • bildirimin vergi incelemesine başlanmasından veya takdire sevkten sonra yapılması.

Taahhüt süresine uyulmaması hâlinde zamanında alınmayan vergi ile gecikme faizi tahsil edilir. Bu eksik vergi için vergi ziyaı cezası uygulanmaz. Ancak mükellef, Varlık Barışının sağladığı inceleme ve tarhiyat korumasını kaybeder.

Örneğin bir şirket, dört yıl vadeli hesapta tutma taahhüdü vererek yüzde 1 oranından yararlanmış fakat varlığı iki yıl sonra hesaptan çekmişse yalnızca eksik kalan vergi ve gecikme faiziyle karşılaşmaz. Bildirilen varlık bakımından sağlanan vergi incelemesi ve tarhiyat güvencesi de ortadan kalkar.

Varlık Barışında uygulama adımları nelerdir?

  1. Varlığın kapsamda olup olmadığını belirleyin

    Varlığın para, altın, döviz, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı niteliğinde olup olmadığı kontrol edilmelidir.

  2. Varlığın gerçek sahibini belirleyin

    Şirket, ortak, kanuni temsilci veya üçüncü kişi adına görünen varlığın gerçek aidiyeti ve temsil belgeleri incelenmelidir.

  3. Bildirim değerini hesaplayın

    Para nominal değeriyle, altın rayiç bedeliyle, döviz Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla; menkul kıymetler ise Tebliğ’deki değerleme ölçülerine göre hesaplanmalıdır.

  4. Vergi oranı ve taahhüt süresini belirleyin

    Yüzde 5 genel oran ile bir ila beş yıllık taahhütler için uygulanan indirimli oranlar, varlığın likidite ihtiyacı dikkate alınarak karşılaştırılmalıdır.

  5. Banka veya aracı kuruma bildirim yapın

    Tebliğ ekindeki form kullanılmalı; bildirim belgesi, banka dekontları ve işlem sonuç formları saklanmalıdır.

  6. Transfer ve ödeme sürelerini takip edin

    Yurt dışındaki varlık iki ay içinde Türkiye’ye getirilmeli; hesaplanan vergi banka veya aracı kurum tarafından süresinde beyan edilerek ödenmelidir.

  7. Muhasebe kayıtlarını tamamlayın

    Varlıklar kanuni defterlere alınmalı, özel fon hesabı açılmalı ve iki yıllık işletmeden çekmeme şartı ayrı olarak izlenmelidir.

  8. Varlık ile geçmiş matrah farkı arasındaki bağı belgeleyin

    Varlığın kaynağı, oluşum dönemi, banka hareketleri ve muhasebe bağlantısı çalışma dosyasında açık biçimde gösterilmelidir. Bu çalışma, muhtemel bir vergi incelemesinde Varlık Barışı korumasının uygulanmasını sağlar.

Varlık Barışında sık yapılan hatalar

Bildirimin bütün vergi risklerini kapattığını düşünmek

Koruma, bildirilen varlıkla bağlantısı kurulan tutarla sınırlıdır. Başka nedenlerden kaynaklanan matrah farkları için inceleme ve tarhiyat yapılır.

Yüzde 0 oranı koşulsuz muafiyet sanmak

Yüzde 0 oran için beş yıllık yatırım taahhüdü verilmesi ve bu taahhüt dâhil bütün kanuni şartlara uyulması gerekir.

İnceleme başladıktan sonra bildirim yapmak

İncelemeye başlanmasından veya takdire sevkten sonra yapılan bildirim, o incelemede bulunan matrah farklarını korumaz.

Muhasebe kaydı ile özel fon hesabını geciktirmek

Defter kaydı, özel fon hesabı ve iki yıllık işletmeden çekmeme şartı, inceleme ve tarhiyat güvencesinin zorunlu unsurlarıdır.

Varlığın kaynağıyla ilgili çalışma dosyası hazırlamamak

Banka bildirim sırasında kaynak belgesi istemese de gelecekteki bir vergi incelemesinde matrah farkı ile bildirilen varlık arasındaki bağlantının gösterilmesi gerekir.

Önceki Varlık Barışlarının kapsamını uygulamak

2026 düzenlemesinin kapsadığı varlıklar ve şartlar kendi Kanun ve Tebliğ hükümlerine göre belirlenmelidir. Önceki düzenlemelerde bulunan taşınmaz veya başka varlık hükümleri yeni uygulamaya taşınmamalıdır.

Sonuç: Varlık Barışı sınırlı ve şarta bağlı bir vergi affıdır

2026 Varlık Barışı, kesinleşmiş vergi borçlarını topluca silen klasik bir af değildir. Ancak bildirilen varlıkla bağlantılı geçmiş dönem matrah farkları için vergi incelemesini ve tarhiyatı engellediğinden, vergisel sonucu itibarıyla sınırlı ve şarta bağlı bir vergi affıdır.

Tebliğ’de kayıt dışı satıştan doğan matrah farkının, bildirilen varlıkla ilişkisinin doğrulanması üzerine tarhiyat dışında bırakılması bu sonucu açıkça ortaya koyuyor. Beş yıllık yatırım taahhüdünde vergi oranının yüzde 0’a düşmesi ise geçmiş vergi riskinin herhangi bir bildirim vergisi ödenmeden ortadan kaldırılmasını sağlıyor.

Düzenlemenin sağladığı koruma otomatik ve sınırsız değildir. Bildirilen varlık ile geçmiş matrah farkı arasındaki bağlantının kurulması, bildirim ve ödeme sürelerine uyulması, muhasebe kayıtlarının tamamlanması ve verilen yatırım taahhütlerinin korunması gerekir.

Bu nedenle Varlık Barışı başvurusu yalnızca bankaya form verilmesinden ibaret görülmemelidir. Varlığın hukuki niteliği, gerçek sahibi, oluşum dönemi, muhasebe geçmişi ve geçmiş dönem vergi riskleri birlikte değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

2026 Varlık Barışı bir vergi affı mıdır?

Evet. Kesinleşmiş vergi borçlarını genel olarak silen klasik bir af değildir; ancak bildirilen varlıkla bağlantılı geçmiş dönem matrah farkları için vergi ve ceza alınmasını engellediğinden sınırlı ve şarta bağlı bir vergi affıdır.

Varlık Barışı hangi Kanun ile düzenlendi?

Düzenleme, 7582 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen Geçici 19. maddeye dayanmaktadır.

Varlık Barışı için son bildirim tarihi nedir?

Mevcut düzenlemeye göre son bildirim tarihi 31 Temmuz 2027’dir. Cumhurbaşkanı, Kanun’da verilen yetki kapsamında bu süreyi uzatabilir.

Hangi varlıklar bildirilebilir?

Para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları bildirilebilir. Taşınmazlar, taşıtlar, ticari mallar ve makineler 2026 düzenlemesinin kapsamında değildir.

Varlık Barışında vergi oranı nedir?

Taahhüt verilmemesi hâlinde genel oran yüzde 5’tir. Belirli yatırım araçlarında bir ila beş yıl arasında tutma taahhüdü verilirse oran, taahhüt süresine göre yüzde 4 ile yüzde 0 arasında uygulanır.

Yüzde 0 vergi oranından nasıl yararlanılır?

Bildirilen varlığın Tebliğ’de belirtilen vadeli hesap veya yatırım araçlarında en az beş yıl tutulacağının taahhüt edilmesi ve diğer kanuni şartların eksiksiz yerine getirilmesi gerekir.

Bildirilen varlığın kaynağı için belge istenir mi?

Banka ve aracı kurumlar Varlık Barışı bildirimi sırasında varlığın kaynağına ilişkin belge istemez. Ancak MASAK, müşteri tanıma ve suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin yükümlülükler devam eder.

Kayıt dışı satışlar Varlık Barışı kapsamında korunur mu?

Evet. Kayıt dışı satıştan doğan matrah farkının bildirilen varlıktan kaynaklandığı tespit edilirse, bildirilen varlık tutarıyla sınırlı olarak gelir veya kurumlar vergisi ile KDV tarhiyatı yapılmaz.

İnceleme başladıktan sonra Varlık Barışı bildirimi yapılabilir mi?

Bildirim yapılabilir; ancak incelemeye başlanmasından veya takdir komisyonuna sevkten sonra verilen bildirim, o inceleme ya da takdir sonucunda bulunan matrah farklarını korumaz.

Vergi idaresinin olaydan haberdar olması bildirime engel midir?

Hayır. Olay idarenin bilgisine girmiş olsa bile henüz vergi incelemesine başlanmamış veya takdir komisyonuna sevk yapılmamışsa, diğer şartlar yerine getirilerek Varlık Barışından yararlanılır.

Varlık Barışı bütün vergi incelemelerini durdurur mu?

Hayır. Mükellef başka nedenlerle incelenebilir. Koruma yalnızca bildirilen varlıkla bağlantısı tespit edilen matrah farkı ve bildirilen varlık tutarıyla sınırlıdır.

Bildirilen varlıklar deftere kaydedilmeli midir?

Evet. Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler bildirilen varlıkları kanuni defterlerine kaydetmek zorundadır. Bilanço esasındaki mükellefler ayrıca pasifte özel fon hesabı açmalıdır.

Bildirilen varlık işletmeden ne zaman çekilebilir?

Varlık ve özel fon, bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçtikten sonra vergiye tabi kazanca ve kurumlarda dağıtılabilir kazanca dâhil edilmeden işletmeden çekilebilir.

Yatırım taahhüdü ihlal edilirse ne olur?

Zamanında alınmayan vergi gecikme faiziyle tahsil edilir. Eksik vergi için vergi ziyaı cezası uygulanmaz; ancak inceleme ve tarhiyat yapılmaması güvencesi kaybedilir.

Resmî Kaynaklar

Uzman desteği

Varlık Barışı başvurunuzu vergisel sonuçlarıyla birlikte değerlendirelim

Bildirilecek varlığın kapsamının, uygulanacak vergi oranının, yatırım taahhüdünün, muhasebe kayıtlarının ve geçmiş dönem matrah farklarıyla bağlantısının belirlenmesi için Vergi Danışmanlığı ekibimizle çalışabilirsiniz.

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp
Picture of Murat Kaya

Murat Kaya

Murat Kaya, sivil toplum yapılarının kuruluş, işleyiş, mevzuat uyumu ve mali yükümlülükleri alanında çalışmalar yürüten bir STK uzmanıdır. Toplumsal kalkınmanın, yardımlaşmanın ve örgütlü dayanışmanın taşıdığı özel öneme duyduğu hassasiyet, dernekler, vakıflar, sendikalar ve siyasi partiler gibi sivil toplum yapılarının mevzuat altyapısına yoğunlaşmasında belirleyici olmuştur. Vergi mevzuatı alanındaki bilgisiyle, STK yapılarının yalnızca kuruluş aşamasında değil; mali düzen, defter sistemi, iktisadi işletme, bağış, aidat ve vergisel yükümlülükler yönünden de sağlıklı şekilde değerlendirilmesine katkı sunmaktadır.