Vergi borcu
Vergi borçları için Tahsilat Genel Tebliği kapsamındaki süre, faiz ve teminat esaslarını kullanır.
Eti Mahallesi, Toros Sokak, 25B/7 Çankaya Ankara
Vadesi geçmiş borcunuz için tahmini taksit planını, tecil faizini ve teminat durumunu hesaplayın. Vergi borcu ve SGK prim borcu için değerlendirme kuralları farklıdır.
Vergi borçları için Tahsilat Genel Tebliği kapsamındaki süre, faiz ve teminat esaslarını kullanır.
Sigorta primi, işsizlik sigortası primi ve kesinleşmiş idari para cezaları için SGK tecil esaslarını kullanır.
Bu sonuç genel bilgilendirme amaçlıdır. Nihai değerlendirme için güncel mevzuat, resmî kayıtlar ve somut durum birlikte kontrol edilmelidir.
💡 Geri Bildirim: Hesaplama aracıyla ilgili bir geliştirme öneriniz veya mevzuat bildirimi için lütfen info@lilyumdanismanlik.com adresinden bize ulaşın.
21 Mayıs 2026 tarihinde kabul edilen ve 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 6183 sayılı Kanun kapsamındaki kamu alacaklarının tecilinde kanuni azami süreyi 36 aydan 72 aya çıkarmış ve teminat aranmayan tutara ilişkin kanuni eşiği yükseltmiştir. Bu soru-cevap rehberi; vergi ve SGK borçlarında tecilin ne anlama geldiğini, 72 ayın otomatik bir hak olup olmadığını, 10 milyon TL’lik güncel teminatsız tecil tutarını, SGK’daki 700.000 TL belge ayrımını ve başvuru öncesinde dikkat edilmesi gereken hususları açıklamaktadır.
7582 sayılı Kanun, 6183 sayılı Kanun’un 48’inci maddesindeki azami tecil süresini 72 aya yükseltti. Teminatsız tecil için Kanunda 1 milyon TL olarak belirlenen tutar, daha sonra 11414 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 10 milyon TL olarak uygulanmaya başladı.
6183 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinde 36 ay olan kanuni azami tecil süresi 72 aya çıkarıldı. Aynı maddede teminat aranmadan tecil edilebilecek borç için 1 milyon TL’lik kanuni eşik getirildi; Cumhurbaşkanına tanınan yetki kullanılarak bu tutar 13 Haziran 2026’dan itibaren 10 milyon TL olarak belirlendi. Borç 10 milyon TL’yi aşıyorsa, kural olarak aşan kısmın yarısı kadar teminat gündeme gelir.
Bu düzenleme bir vergi veya prim affı değildir. Borç aslı silinmez; gecikme kaynaklı tutarlar kendiliğinden ortadan kalkmaz. Tecil, borcun belirlenen faiz ve ödeme planıyla ertelenmesi ve taksitlendirilmesidir. Başvurunun kabulü, sürenin uzunluğu ve ödeme planı; borç türü, borçlunun mali durumu, ödeme kabiliyeti ve ilgili idarenin değerlendirmesine bağlıdır.
6183 sayılı Kanun’un 48’inci maddesi, kamu alacaklarının en fazla 36 aya kadar teciline izin veriyordu. Kanun metnindeki teminatsız tutar da 50.000 TL idi; bu tutar daha önce Cumhurbaşkanı Kararıyla 250.000 TL olarak uygulanıyordu.
7582 sayılı Kanun süreyi 72 aya, Kanundaki teminatsız eşiği 1 milyon TL’ye yükseltti. 11414 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla teminatsız tecil tutarı 10 milyon TL olarak uygulanmaya başladı.
İdare, her başvuruya 72 ay vermek zorunda değildir. Borcun niteliğine, mali göstergelere ve ödeme gücüne göre daha kısa bir süre belirleyebilir veya talebi uygun bulmayabilir.
Değişiklik, 6183 sayılı Kanun’un 48’inci maddesi kapsamında takip edilen kamu alacakları için tecil talebinde bulunabilecek gerçek ve tüzel kişileri ilgilendirir. Vergi dairelerince takip edilen vergi borçları ile SGK tarafından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilen uygun nitelikteki prim ve diğer Kurum alacakları bu çerçevede değerlendirilebilir.
Her kamu borcu aynı usulle ve aynı süreyle tecil edilmez. Özel kanunlarda tecil yasağı bulunan alacaklar, idari para cezaları veya niteliği gereği farklı kurala tabi tutulan borçlar ayrıca incelenmelidir. Bu nedenle yalnızca toplam borç tutarına bakılarak kesin kapsam sonucu çıkarılmamalıdır.
7582 sayılı Kanun’un tecile ilişkin 1’inci maddesi 4 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. Teminatsız tecil tutarını 10 milyon TL’ye çıkaran 11414 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ise 13 Haziran 2026 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanundaki genel değişiklik için ayrıca bir geçiş süresi öngörülmedi.
16 Haziran 2026 tarihli Tahsilat Genel Tebliği (Seri: B Sıra No: 20), vergi dairelerince takip edilen belirli borçlar için süreli ve özel bir başvuru imkânı düzenlemektedir. Bu özel Tebliğ ile 6183 sayılı Kanun’daki sürekli tecil mekanizması birbirine karıştırılmamalıdır; başvuru tarihi, kapsama giren borçlar ve faiz koşulları bakımından ilgili Tebliğ ayrıca kontrol edilmelidir.
Kanuni üst sınırın 72 aya çıkması, ödeme güçlüğü yaşayan mükellefler için daha uzun vadeli bir plan kurulmasına hukuki imkân verir. Ancak vergi dairesi; borçlunun çok zor durumda olup olmadığını, teklif edilen taksitleri ödeyebilme kapasitesini ve borcun tahsil kabiliyetini değerlendirir. Tecil faizi, başvurunun tabi olduğu güncel oran ve özel düzenlemeler dikkate alınarak hesaplanır.
SGK tecil taleplerinde de 6183 sayılı Kanun’un 48’inci maddesi temel dayanaklardan biridir. Kurum, çok zor durum hâlini mali göstergeler ve kendi uygulama usulleri çerçevesinde değerlendirir. SGK’nın güncel hizmet standardında, borcu 700.000 TL ve altında olan özel sektör borçluları için Mali Durum Bildirim Formu; 700.000 TL’nin üzerinde olanlar için SMMM veya YMM tarafından düzenlenen Çok Zor Durum Raporu istenmektedir.
Ön değerlendirme yapmak için Tecil ve Taksitlendirme Hesaplama Aracı kullanılabilir. Araç sonucu yaklaşık bir projeksiyondur; idarenin kabul edeceği kesin taksit sayısı, faiz hesabı veya ödeme planı yerine geçmez.
Tecil kapsamında belirlenen taksitlerin süresinde ödenmemesi, cari yükümlülük şartlarının yerine getirilmemesi, istenen teminatın verilmemesi veya teminat değerinin korunmaması hâlinde tecil ihlal edilmiş sayılabilir. Sonuç, ilgili idarenin uygulamasına ve ihlalin niteliğine göre değerlendirilir.
Tecilin bozulması durumunda kalan kamu alacağı muaccel hâle gelebilir; cebren tahsil işlemleri yeniden gündeme gelebilir ve tecil nedeniyle ertelenen mali yükler ilgili mevzuat çerçevesinde hesaplanabilir. Bu nedenle yalnızca alınabilecek en uzun süreye değil, sürdürülebilir ödeme planına odaklanılmalıdır.
Diğer şartların sağlandığı varsayımıyla 8 milyon TL’lik borç, 10 milyon TL’lik güncel tutarın altında kaldığından yalnızca borç miktarı sebebiyle teminat aranmaz. Bununla birlikte idare mali durum belgelerini, çok zor durum hâlini ve ödeme planının uygulanabilirliğini yine değerlendirebilir.
14 milyon TL’lik borçta 10 milyon TL’yi aşan 4 milyon TL’nin yarısı olan 2 milyon TL tutarında teminat gündeme gelir. Teminatın türü, değeri ve kabul edilebilirliği ilgili idarece ayrıca değerlendirilir.
Özel sektör borçlusunun SGK borcu 650.000 TL ise güncel hizmet standardına göre mali durumun Mali Durum Bildirim Formu ile açıklanması öngörülür. Bu belge ayrımı, talebin otomatik kabul edileceği veya 72 ay verileceği anlamına gelmez.
Özel sektör borçlusunun SGK borcu 900.000 TL ise 700.000 TL eşiği aşıldığından, SMMM veya YMM tarafından 6183 sayılı Kanun’un 48’inci maddesi kapsamında Çok Zor Durum Raporu düzenlenmesi istenir. Halka açık şirketler bakımından SGK hizmet standardında ayrıca en son bilanço bilgileri belirtilmektedir.
BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
Kanun No. 7582 — Kabul Tarihi: 21/5/2026
MADDE 1- 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “36” ibaresi “72” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “ellibin Yeni Türk Lirasını” ibareleri “bir milyon Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir.
Tecil — Madde 48
Amme borcunun vadesinde ödenmesi veya haczin tatbiki veyahut haczolunmuş malların paraya çevrilmesi amme borçlusunu çok zor duruma düşürecekse, borçlu tarafından yazı ile istenmiş ve teminat gösterilmiş olmak şartıyla, alacaklı amme idaresince veya yetkili kılacağı makamlarca; amme alacağı 72 ayı geçmemek üzere ve faiz alınarak tecil olunabilir.
Şu kadar ki, amme borçlusunun alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamı bir milyon Türk lirasını (bu tutar dahil) aşmadığı takdirde teminat şartı aranılmaz. Bu tutarın üzerindeki amme alacaklarının tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat tutarı bir milyon Türk lirasını aşan kısmın yarısıdır. Cumhurbaşkanı; bu tutarı on katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, yeniden kanuni tutarına getirmeye ve alacaklı amme idareleri itibarıyla bu hadler arasında farklı tutar belirlemeye yetkilidir.
Borcunun tecilini talep eden ancak, talepleri uygun görülmeyerek reddedilen borçlular söz konusu borçlarını reddin tebliği tarihinden itibaren idarece 30 güne kadar verilebilecek ödeme süresi içinde ödedikleri takdirde bu amme alacağı ödendiği tarihe kadar faiz alınmak suretiyle tecil olunur.
Tecil salahiyetini kullanacak ve bu salahiyeti devredecek olanlar, Devlete ait amme alacaklarında ilgili vekiller, vilayet hususi idarelerine ait amme alacaklarında valiler, belediyelere ait amme alacaklarında belediye reisleridir.
Haciz yapılmışsa mahcuz mal, değeri tutarınca teminat yerine geçer. Tecil edilen amme alacakları ile ilgili olarak daha önce tatbik edilen ve borcun tamamını karşılayacak değerde olan hacizler, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır ve buna isabet eden teminat iade edilir. Ancak, mahcuz malların değeri tecil edilen borç tutarından az, zorunlu teminat tutarından fazla olması halinde, tatbik edilen hacizler, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarı mahcuz mal değerinin altına inmediği müddetçe kaldırılmaz. Tecilli borca karşılık alınan teminat ise, tecil şartlarına uygun olarak yapılan ödemeler neticesinde kalan tecilli borç tutarının zorunlu teminat tutarının altına inmesi durumunda, yapılan ödemeler nispetinde kaldırılır.
Tecil salahiyetini kullanacak ve bu salahiyeti devredecek olan makamlar; tecil edilecek amme alacaklarını tür ve tutar olarak belirlemeye, amme borçlusunun faaliyetine devam edip etmediğini esas alarak tecil edilecek alacakları tespit etmeye, tecilde taksit zamanlarını ve diğer şartları tayin etmeye ayrıca 213 sayılı Kanuna göre Maliye Bakanlığınca ilan edilen mücbir sebep hali kapsamındaki amme borçlularının, mücbir sebep halinin sona erdiği tarihe kadar ödemeleri gereken amme borçları ile mücbir sebep nedeniyle ödeme süreleri ertelenen amme borçlarını faiz alınmaksızın veya yürürlükteki faiz oranından daha düşük faiz oranıyla tecil etmeye yetkilidir.
Tecil şartlarına riayet edilmemesi, değerini kaybeden teminatın veya mahcuz malların tamamlanmaması veya yerlerine başkalarının gösterilmemesi hallerinde amme alacağı muaccel olur. Tecil edilen amme alacağının gecikme zammı tatbik edilmeyen alacaklardan olması halinde, ödenen tecil faizleri iade veya mahsup edilmez.
CUMHURBAŞKANI KARARI
Karar Sayısı: 11414
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan tutarın on milyon Türk lirası olarak uygulanmasına, 6183 sayılı Kanunun mezkûr maddesi gereğince karar verilmiştir.
12 Haziran 2026
Recep Tayyip ERDOĞAN — CUMHURBAŞKANI
MADDE 2- 8/6/1959 tarihli ve 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 16 ncı maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 20/D maddesi kapsamında gelir vergisi istisnasından yararlananlardan, mezkûr istisna için öngörülen süre dâhilinde gerçekleşen veraset yoluyla mal intikalinde vergi oranı %1 olarak uygulanır.”
MADDE 3- 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “tutarını” ibaresi “tutarının iki katını” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “üç”, “dört”, “altı”, “yedi” ve “on iki” ibareleri sırasıyla “iki”, “üç”, “dört”, “beş” ve “altı” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 4- 193 sayılı Kanuna mükerrer 20/C maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
“Yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için vergi istisnası:
MÜKERRER MADDE 20/D- Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla Türkiye dışında elde ettiği kazanç ve iratları yirmi yıl boyunca gelir vergisinden müstesnadır.
Birinci fıkra kapsamındaki gerçek kişilerin bu madde kapsamına girmeden önce, Türkiye’de elde ettiği gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artışı kazancı nedeniyle mükellefiyetinin bulunması bu istisnadan yararlanmasına engel teşkil etmez.
Birinci fıkra kapsamındaki kazanç ve iratlar için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmez.
İstisna kapsamındaki kazanç ve iratlara ilişkin gider ve maliyetler, vergiye tabi kazanç ve iratların tespitinde dikkate alınmaz.
Bu istisna kapsamındaki kazanç ve iratlar nedeniyle yabancı memleketlerde ödenen vergiler Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinden mahsup edilemez.
İstisnaya ilişkin şartların taşınmadığının sonradan tespit edilmesi halinde tahakkuk ettirilmeyen vergiler, ziyaa uğramış sayılır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”
MADDE 5- 193 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
“20. 5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununun ek 1 inci maddesinde tanımlanan nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı (9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulan endüstri bölgelerinden bölgenin yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunanlar ile katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezinde faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezleri açısından brüt asgari ücretin beş katı olarak uygulanır.). Cumhurbaşkanı, bu bentte yer alan üç ve beş katlarını birlikte veya ayrı ayrı bir kata kadar belirlemeye, iki katına kadar artırmaya yetkilidir.”
MADDE 6- 5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“Nitelikli hizmet merkezi
EK MADDE 1- Nitelikli hizmet merkezi, en az üç farklı ülkede aktif olarak faaliyet gösteren, ilişkili şirket veya şirketler topluluğuna yönelik hizmet sunmak ve ikinci fıkrada belirtilen faaliyetleri yapmak üzere kurulan, yıllık hasılatlarının en az %80’ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden veya şirketler topluluğundan elde eden sermaye şirketlerini ifade eder.
Bu merkezler;
a) Finansal danışmanlık, stratejik yönetim danışmanlığı, risk yönetimi, nakit ve likidite yönetimi, fonlama ve borçlanma işlemleri, yatırım ve sermaye yapısı planlaması, bütçeleme, finansal raporlama ve analiz, uluslararası muhasebe ve uyum, denetim, dijital dönüşüm ve teknoloji danışmanlığı, yatırım ve veri analizi, hukuk danışmanlığı (yurt içi faaliyetlere veya Türk hukukuna yönelik hukuk danışmanlığı, sadece 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kapsamında hizmet verebilecek avukat veya avukat ortaklığından alınmak suretiyle), tanıtım, marka yönetimi, insan kaynakları ve eğitim hizmetleri ile bu hizmetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmetini,
b) Satış, satış sonrası destek, teknik destek, araştırma ve geliştirme, dış tedarik, yeni geliştirilen ürünlerin test edilmesi, laboratuvar hizmetleri gibi faaliyetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmetini,
sunar.
İkinci fıkra kapsamındaki hizmetleri doğrudan ifa eden ve destek personeli dışında kalan çalışanlar nitelikli hizmet personelidir.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı; Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığının görüşünü almak suretiyle bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”
MADDE 7- 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.
“i) Yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden sağlanan kazançların %95’i (9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulan endüstri bölgelerinden, bölgenin yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunanlar ile 22/6/2022 tarihli ve 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu hükümlerine göre katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyette bulunan kurumlar bakımından bu oran %100 olarak uygulanır.).
Bu indirimden yararlanılabilmesi için kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması, aracılık faaliyetine ilişkin malların satıcısı ve alıcısının Türkiye’de olmaması şarttır. Cumhurbaşkanı, bu bentte yer alan oranları sıfıra kadar indirmeye, %100’e kadar artırmaya yetkilidir.”
“j) 5/6/2003 tarihli ve 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu kapsamında nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyette bulunan kurumların, münhasıran bu faaliyetleri kapsamında yurt dışından elde ettikleri kazançların %95’i (4737 sayılı Kanun kapsamında kurulan endüstri bölgelerinden, bölgenin yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunanlar ile 7412 sayılı Kanun hükümlerine göre katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyette bulunan kurumlar bakımından bu oran %100 olarak uygulanır.).
Bu indirim; kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla, nitelikli hizmet merkezinin faaliyete geçtiği hesap döneminden itibaren yirmi hesap dönemi itibarıyla uygulanır. Cumhurbaşkanı, bu bentte yer alan oranları %50’ye kadar indirmeye, %100’e kadar artırmaya yetkilidir.”
MADDE 8- 5520 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin sekizinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(8) Kurumlar vergisi oranı, sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları ile zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına %12,5 olarak uygulanır. Bu fıkra kapsamında indirimli orandan faydalanılan kazançlar için yedinci fıkra kapsamında ayrıca indirim uygulanmaz.”
MADDE 9- 5520 sayılı Kanunun 32/C maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “(g) ve (h)” ibaresi “(g), (h), (i) ve (j)” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.
“d) 7412 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan kazanç indirimi.”
MADDE 10- 5520 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 19- (1) Vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla, gerçek veya tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilir.
(2) Birinci fıkra uyarınca bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda adlarına açılan hesaplara transfer edilmesi veya yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin bu hesaplara yatırılması gerekir. Fiziki olarak yurt dışından getirilen varlıkların yurda getirildiği, Gümrük İdaresine yapılacak beyana ilişkin belgeler ile tevsik olunur. Gümrük İdaresi, bu kapsamda aldığı beyanları, alındığı ayı takip eden ayın sonuna kadar Gelir İdaresi Başkanlığına bildirir.
(3) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, 31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilir. Bildirilen varlıkların bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyle tevsik edilmesi zorunludur.
(4) Birinci ve üçüncü fıkra kapsamında bildirilen varlıklar 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükellefler tarafından bildirim tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu madde hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemez, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmez. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir.
(5) Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar, bildirimde bulundukları varlıklarını ikinci fıkrada yer alan sürede Türkiye’ye getirmeleri, yurt içindeki varlıklarını bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle tevsik etmeleri durumlarında dördüncü fıkrada yer alan şartlar aranmaksızın madde hükümlerinden yararlanırlar.
(6) Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden, varlıkların değeri üzerinden %5 oranında peşin olarak tahsil ettikleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler. Şu kadar ki vergi oranı, bildirilen varlığın vadeli hesaplarda, 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında; en az beş yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %0, en az dört yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %1, en az üç yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %2, en az iki yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %3, en az bir yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %4 olarak uygulanır. 1/1/2027 tarihinden itibaren 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan artırım yapılır. 31/7/2027 tarihinin yetki ile uzatılması halinde ise bu tarihten sonra yapılacak bildirimlerde vergi oranı ilave yarım puan artışla toplamda 1 puan artırımlı olarak uygulanır. Bu fıkra kapsamında verilecek taahhütnamelerden damga vergisi alınmaz.
(7) Bu madde kapsamında ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez. Bildirime konu edilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez.
(8) Bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Şu kadar ki, diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmez. Diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları sonucu bulunan matrah farkının madde kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti ve bildirilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazla olması durumunda matrah farkına ilişkin tarhiyat yapılmaz. Bulunan matrah farkının, bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespitine rağmen söz konusu varlık tutarlarından büyük olması durumunda sadece aradaki fark tutar üzerinden vergi tarhiyatı yapılır. Vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararları sonucunda bildirime konu edilen varlıklar dışındaki nedenlerle matrah farkı tespit edilmesi durumunda, bu madde kapsamında bildirilen tutarlar, bulunan matrah farkından mahsup edilmeksizin tarhiyat yapılır.
(9) Birinci fıkra uyarınca bildirildiği halde, bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’ye getirilmemesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmemesi ya da üçüncü fıkra uyarınca bildirildiği halde aynı fıkrada belirtilen sürede banka ya da aracı kurumlara yatırılmaması ile bildirilen tutarlara ilişkin tarh edilen vergilerin süresinde ödenmemesi, taahhütlere uyulmaması ve bu maddede yer alan diğer şartların yerine getirilmemesi hallerinde sekizinci fıkra hükmünden yararlanılamaz. Ayrıca, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur. Vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra bu madde kapsamında yapılan bildirim dolayısıyla söz konusu inceleme veya takdir komisyonu kararları sonucunda yapılacak tarhiyatlar için de sekizinci fıkra hükmü uygulanmaz. Tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsiline engel teşkil etmez. Tahsil edilmiş olan vergiler red ve iade edilmez.
(10) Bildirim süresi sona erdikten sonra bildirimlere ilişkin düzeltme yapılamaz.
(11) Cumhurbaşkanı 31/7/2027 tarihini, bitim tarihinden itibaren her defasında altı ayı geçmeyen süreler halinde bir yıla kadar uzatmaya; Hazine ve Maliye Bakanlığı, bu madde kapsamına giren varlıkların Türkiye’ye getirilmesi ve bildirimi ile işletmeye dâhil edilmelerine ilişkin hususları, bildirim ve beyana esas şekli ile maddenin uygulanmasında kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”
MADDE 11- 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“(15) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca verilen teknogirişim rozetine sahip halka açık olmayan şirketlerin paya dönüştürülebilir borç sözleşmelerine dayanarak yapacakları şarta bağlı sermaye artırımlarında, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin hükümleri uygulanmaz. Bu kapsamda yer alan şirketlerin şarta bağlı sermaye artırımlarının usul ve esasları Ticaret Bakanlığının görüşü üzerine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenir.
(16) 4691 sayılı Kanun kapsamında kuluçka girişimcisi olmaya hak kazanmış girişimciler tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenecek dijital şirket tanımına uygun olarak kurulan ve işletilen şirketler, kuruluş tarihi itibarıyla üç yıla kadar, 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 24 üncü maddesinde tanımlı ücret ve aidat ödemelerinden muaftır.”
MADDE 12- 22/6/2022 tarihli ve 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Katılımcı belgesi almış finansal kuruluşların” ibaresi “Katılımcıların” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.
“Nitelikli hizmet merkezlerinin bu istisnadan yararlanan personeline, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (20) numaralı bendinde yer alan istisna uygulanmaz.”
MADDE 13- 7412 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “2031” ibaresi “2047” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “beş” ibaresi “yirmi” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 14- Bu Kanunun;
a) 4 üncü maddesi, 1/1/2026 tarihinden itibaren Türkiye’ye yerleşmiş sayılanlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde,
b) 7 nci ve 9 uncu maddeleri, 1/7/2026 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine (özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar için 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemine) ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
c) 8 inci maddesi, 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2027 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde,
ç) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.
MADDE 15- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Kanun, 6183 sayılı Kanun’un 48’inci maddesindeki kanuni azami tecil süresini 36 aydan 72 aya, teminat aranmayan tutara ilişkin kanuni eşiği ise 50.000 TL’den 1 milyon TL’ye çıkardı. Sonraki 11414 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla teminatsız tecil tutarı 10 milyon TL olarak uygulanmaya başladı.
Tecile ilişkin değişiklik, Kanunun 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla yürürlüğe girdi. 10 milyon TL’lik teminatsız tecil tutarı ise 13 Haziran 2026’da yürürlüğe giren 11414 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına dayanır.
Hayır. Yetmiş iki ay kanuni üst sınırdır; otomatik veya kazanılmış bir taksit süresi değildir. İlgili idare, borçlunun mali durumuna, ödeme gücüne, borcun niteliğine ve tahsil kabiliyetine göre daha kısa bir süre belirleyebilir veya talebi uygun bulmayabilir.
Hayır. Tecil, kamu borcunun belirli koşullarla ertelenmesi ve taksitlendirilmesidir. Borç aslı kendiliğinden silinmez ve uygulanan faiz ile diğer mali sonuçlar başvurunun tabi olduğu mevzuata göre devam eder.
7582 sayılı Kanun, Kanun metnindeki eşiği 1 milyon TL’ye çıkardı. Cumhurbaşkanına verilen artırma yetkisi 11414 sayılı Kararla kullanıldığı için güncel uygulama tutarı 10 milyon TL’dir.
6183 sayılı Kanun’un 48’inci maddesindeki genel kurala göre 10 milyon TL’yi aşan kısmın yarısı kadar teminat aranır. Teminatın türü, değeri ve kabulü ilgili idarenin incelemesine tabidir.
Bu tutar teminat sınırı değildir. SGK’nın güncel hizmet standardında, borcu 700.000 TL ve altında olan özel sektör borçluları için Mali Durum Bildirim Formu; bu tutarın üzerindeki borçlar için SMMM veya YMM tarafından düzenlenen Çok Zor Durum Raporu istenir.
SGK hizmet standardına göre 700.000 TL’nin üzerindeki özel sektör borçlarında Çok Zor Durum Raporu serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavir tarafından düzenlenir. Halka açık şirketler için ayrıca en son bilanço bilgileri istenir.
Tecil faizi, başvurunun ve borcun tabi olduğu güncel oran ile ödeme tarihlerine göre hesaplanır. Süreli bir tebliğle özel oran belirlenmişse yalnız o düzenlemenin kapsam ve başvuru şartlarını taşıyan borçlarda uygulanır. Hesaplama aracındaki sonuç bu nedenle ön değerlendirme niteliğindedir.
6183 sayılı Kanun’un 48’inci maddesi kapsamındaki ve özel mevzuatında tecil yasağı bulunmayan kamu alacakları değerlendirilebilir. Borcun vergi, prim, ceza veya başka bir kamu alacağı olması tek başına yeterli değildir; borç türü ve özel hükümler ayrıca kontrol edilmelidir.
Belgeler başvurulan kuruma ve borç tutarına göre değişir. Genel olarak yazılı talep, borç dökümü, mali durum belgeleri, gelir tablosu ve bilanço verileri, ödeme planı ve gerekiyorsa teminat belgeleri istenir. SGK başvurularında 700.000 TL belge ayrımı ayrıca dikkate alınır.
Hayır. Hesaplama aracı, girilen borç, süre ve faiz bilgilerine göre yaklaşık bir projeksiyon sunar. Kesin süre, faiz, taksit tutarı, teminat ve kabul kararı ilgili kamu idaresince belirlenir.
7582 sayılı Kanun, tecil kurumunu ortadan kaldırmadan kanuni hareket alanını genişletmiştir. Yetmiş iki aylık üst sınır daha uzun ödeme planlarına, 10 milyon TL’lik güncel teminatsız tutar ise belirli büyüklükteki borçlarda teminat yükünün azalmasına imkân verir.
Bununla birlikte tecil otomatik bir hak veya af değildir. Başvurunun başarısı; borcun kapsama girmesine, çok zor durum hâlinin doğru belgelenmesine ve önerilen taksitlerin gerçekçi olmasına bağlıdır. SGK başvurularında 700.000 TL’lik belge eşiği de teminat sınırından ayrı ele alınmalıdır.
Lilyum Danışmanlık tarafından hazırlanan güncel rehberleri uzmanlık alanlarına göre inceleyebilirsiniz.
Tecil başvurusu ile mali planlama sürecinde ilgili danışmanlık hizmetlerimizi inceleyebilirsiniz.